Civcivi kesip, taksiciyi öpeceğim.

Civcivi kesip, taksiciyi öpeceğim.

 

Yumurtadan, ayakta duramayacak kadar engelli çıkan bir civcivi kesebilecek kadar mı seversin, eziyetli bir yaşama tutunamayacağı kısa sürecini izleyecek kadar mı?

Kümesten uzaklaşmak, civcivi gördüğün anda üzerine yıkılan sorumluluğu yok mu eder, civciv ölene kadar erteler mi?

 

Hayatının yoldaşı atını çölün ortasında ölmek üzereyken son kurşunuyla vuran film kahramanının cesaretine gerçek hayatta sahip misin?

O namludan sevgi mi fışkırır, ölüm mü?

Yaşam hakkı her canlınındır da ötanazi hakkı isteyen çaresiz dosta el vermek hainlik midir?

 

Bebekten kan almak için topuğunu delen hemşirenin eylemi sorgulanır mı?

Küçük bir çocuğu çikolata verip kuytuya çeken sapığın verdiği şekerleme sevap hanesine yazılır mı?

 

Aydın Menderes’in sedyeye sabitlenen başını hastane kapısında öpmek için çeviren sevgi kusmuğu taraftarın bu eylemini, rahmetli tekerlekli sandalyeye mahkum kaldığı her gün nasıl yad etmiştir?

 

Kırmızıda beklerken motorun çantasına çarpıp yeşilde geçemememe sebep olan taksici sayesinde kavşakta pert olan araçların arasında bulunmadığım için bilinçli dikkatsizliğiyle bana kötülük yapan şoförün, bilinçsizce iyilik sonucuna varmamı sağlaması üzerine motordan inip eliyle birlikte nerelerini öpmeliydim?

Taksici, şer’den çıkmış hayrın hem sebebi hem kahramanı olabilir mi?

Elini öptükten sonra çantanın parasını istemeli miydim?

 

Kafayı arabanın camından uzattığında ağzından sesinin desibelinden önce promil çıkmasına rağmen “Açım abi diyen” meczuba para vermek için nasıl bir içsel karara varmak gerekir?

Yemek için verdiğin parayla şarap içilmesi seni ilgilendirir mi?

Bu yüzden mi ameller niyete göredir?

 

Muhasebecinin yıllardır seni farketmeyeceğin boyutta tırtıklaması tırtıklanmadığın anlamına gelir mi?

Ormanda bir kuş ötmüş ve kimse duymamışsa ötmemiş sayılır mı?

Az doz ve mağdurun habersizliği muhasebecinin hırsız sıfatını yok mu eder, hafifletir mi?

Sonuca ulaşmak için mazlumun gördüğü zararla, zalimin şiddetini toplayıp ikiye mi bölmeli?

Bunun için hangi abaküs ile nasıl bir bıçak gerekir?

Mağdur olmadığında maznun masum mudur?

 

Evrensel hukuk, hırsızı bulup parayı bulamadığında mağdurun zararını niye karşılamaz?

Sigorta, hukukun payandası mıdır?

Suç milyonken, ceza niye sadece para ve tecrittir?

Başkasının camını kırdığında suçken, kalbini kırmak niye değildir?

 

Hırsızlar soygun, katiller cinayet dramasını izlerken kötü karakterler polisler olabilir mi?

 

Bulut; yağmur yağdırıp iyilik yaparken, yıldırım düşürüp evi yakabilme özgürlüğüne sahipken biz neden zenginden alıp fakire veremiyoruz?

Eve yıldırım düştüğünde bulutları gökyüzüne neden hapsedemiyoruz?

Bu yüzden mi doğal felaketlerin kötücül sonuçlarını suç yerine afet diyerek hafiflettik?

 

Kaynar suyla elin yandığında ocağa küfretmek aklına gelir mi?

Sol eline çaydanlığı deviren akil sağ elin, sakarlık mazeretiyle beraat eder mi?

 

Sahibini bulamadığın parayı yediğinde ettiğin dua kaybedene ulaşır mı?

Kaybedenin laneti zıkkım olarak sana döner mi?

Bulduğun parayla kimsesiz çocuklara oyuncak alırsan, lanet nereye gider?

Çocukların gökyüzüne giden gülücükleri laneti bulup eritir mi?

 

İnsancıl kötülüğün gerçekleşmesi için etken ve edilgen bir mağdur mu gerekir?

İyilik için ise sadece bir müsebbip yeterli midir?

 

İyilik niyete göre, kötülük sonuca göre mi değerlendirilir?

 

Her tarafın diğer tarafı “Aksi” ise, iyilikle kötülük yan yana mı, sırt sırta mı, yüz yüze mi durur?

Yoksa üst üste veya alt alta mı?

Üst üsteyle, alt alta ve hatta alt üst aynı şey değil midir?

Öyleyse: iyilik mi kötülüğün Aksi’dir, kötülük mü iyiliğin?