Emperyalizim.

Emperyalizim.

Terörün amacı korkutmaktır. Yoksa, önce birer ikişer insan öldürerek sonra istekte bulunup amacına ulaşmış bir örgüt yoktur. Zaten, sonuçta amaç da yoktur.

Terör; genellikle sanıldığı gibi küçük örgütlerin tüzel çabaları değil, daha büyük oluşumların planlı eylemleridir aslında. Çoğu zaman devletler işin içindedir.

Size tuhaf bir örnek vereyim. Amerika’da düşen TWA’ya ait Boeing 747’nin aslında bugüne kadar kamuoyuna adam gibi açıklanmayan havada patlama sebebi uçağın burnundaki metal yorgunluğudur.

Bu kazadan sonra duruma bakan üretici firma ve dolayısıyla ABD, bu kazadan sonra bu model uçakların neredeyse hepsini uçuştan çekmek gerektiğini fark etti. Ancak bunun inanılmaz maliyetleri nedeniyle gerekli kontrollerin yapılmasına karar verildi. Kaza sebebi olarak da dünyaya “Akaryakıt tanklarının yanından geçen kabloların sürtünerek kıvılcım çıkartması” gibi ucuz bir gerekçe öne sürüldü.

Birkaç kablo değişti ve asıl önemlisi burundaki o metal yorgunluğu nedeniyle uçakların uçuştan kesilmesi yerine sadece takip edilmesine karar verildi.

Ancak bu sırada düşmesi muhtemel kaç uçak olacağı hesaplandı. Bu uçaklarda ölecek yolculara ödenecek tazminatlar toplandı. Bunların toplamının uçakların uçuştan çekilmesi sırasında ortaya çıkacak maliyetten çok daha az olduğu görülünce uçakların uçuşuna devam edilme kararı alındı.

İşte emperyalizm böyle çalışan bir metottur. Sonuçta eşittirden sonra çıkan maddi rakamdır asıl olan.

Dünyada insanın tek amacı mutlu olmaktır. Bunun yolu ise huzurlu olmaktan geçer. Huzurlu olmanın en önemli şartı ise ekonomik bağımsızlıktır.

Ankara’da patlayan bomba iki tane çapulcunun işi elbette olamaz. Türkiye’nin terörle uğraşmaması halinde ekonomik olarak kendini toparlaması ve huzura kavuşması elbette son derece mümkündür. Kaldı ki teröre harcanan konsantrasyon ve para nedeniyle ekonomik istikrar ve iyileşme sağlansa bile toplumsal huzuru bulmamız hiç mümkün değil.

Çok uzun zamandır bununla uğraşmak genetik kodlarımıza bile işlemiş durumda. Nasıl yıllarca at üzerinde dolaşmaktan Türk insanının popo yapısı basık ve yayvan şekillenmişse, nasıl göçebe çadır kültürü nedeniyle yer sofraları, zevksiz yapılaşma ülkemize hakimse terörle uğraşmak da sanki günlük işlerimizden biriymiş gibi olağan hale dönüşmüş durumda.

Oysa dünyanın terörle uğraşmayan istikrarı yakalamış ülkelerindeki mutlu ortam ve ekonomik gelişim gerçekten özenilesi bir durum.

Aslına bakarsanız ben böyle terör olaylarının arkasında sadece emperyalist ülke odaklı karanlık güç aramıyorum. Bence bu ülkeler an geldiğinde işte yukarıda anlattığım uçak örneğinde olduğu gibi kendi vatandaşlarını da feda edebilmekte ve bunlara toplumsal istikrar adına olağan zayiat gözüyle bakabilmektedir.

Bunu hiçbir devlet kademesinin kuramsal olarak kabul etmesi mümkün değilse devletlerin kendi içlerinde yarattıkları Guantanamo’lar vardır diye düşünüyorum. Dolayısıyla Ankara’daki kanlı eylemin ipini iki çapulcu çekmiş olsa da bunlara o emri verdirenler bahsettiğim ülkelerin kendileri içinde bile legalize olmadan faaliyet gösteren kabul görmüş ve bütçeli plan hücreleridir diye düşünüyorum.

Bununla mücadele edebilmenin yolu pasif anlamda cezaları olabildiğince arttırmak ve adalet sistemini realize etmektir. Uçak kaçıran adam dünyanın her ülkesinde ömür boyu hapis yatarken Türkiye’de birkaç yıl sonra çıkıyorsa ve hapishaneler ceza evleri yerine suç okulları haline dönüşmüşse bununla pasif anlamda mücadele etmek mümkün değildir.

İşin aktif mücadelesi ise dışişleri başarısı ve ülkenin istihbarat ile proaktif eylem kanatlarının düzgün hareket edebilmesinde saklıdır. İsrail’in veya benzeri ülkelerin durumuna bakarak bir model çıkartmak mümkünken kendimizi huzurlu tatil ülkesi sanmak kafayı kuma gömmekten başka işe yaramaz.