Eski uçak, yeni uçak farkı.

Eski uçak, yeni uçak farkı.

Herkes kendi penceresinden bakarak yorumluyor. Otomobiller hakkında biraz fikri olanlar uçakların da birer makine olduğu gerçeğinden hareketle aynı mantıkta fikir yürütebileceğini sanıyor. Nasıl otomobilin eskisi daha çok arıza yapabilir ve yolda kalabilirse uçağın eskisinin de daha çok arıza yapıp…

 

İşte cümlenin bundan sonrası insanların en büyük korkusu haline geliyor. Öncelikle eski uçak kavramının olmadığını, bakımsız uçak olacağını söyleyerek başlayalım.

 

Yeni uçağın mutlaka daha az yakıt yakması nedeniyle eski uçağa oranla her uçuşta küçük de olsa bir miktar avantajı mutlaka vardır. Ayrıca eski uçakların bakım maliyetleri yıllık uçaklardan elbette ki çok daha fazladır. Ancak yeni uçak eskiye oranla yarıdan fazla oranda daha pahalıdır.

 

Uçakların bakımları uçuş saati ve/veya iniş-kalkış (sorti) sayısı üzerinden yapılır. Yani bir uçağın x sayıda iniş kalkış yaptıktan sonra veya x saatte uçtuktan sonra bakım periyotları başlar. Bunlardan uçuş saati veya iniş-kalkış sayısı olarak hangisi daha erken limiti geçiyorsa uçak diğerinin gerçekleşmesi beklenmeden gerekli bakıma alınır. Bu bakımda da her uçak için belirlenmiş değişmesi gerekli parçalar vardır. Örneğin bir uçak x saat uçtuğunda veya iniş-kalkış yaptığında belli parçalarının arızalı olup olmamasına bakılmaksızın değişimleri yapılır.

 

İşte eski uçakla yeni uçak arasındaki fark da burada başlar. Çünkü yeni uçakların parça bakım ve değişim saatleri çok daha uzundur. Uçak eskidikçe parça değişim periyodu da sıklaşır. Eskiden 100 saatte değişen parça uçak eskidikçe daha da kısalır. Dolayısıyla bakım maliyeti ve uçağın yerde kaldığı süre de artar. Ayrıca yeni uçağın teknolojik olarak farkları da vardır. Eski uçaklarda ise teknolojiler (erken trafik uyarı sistemi TCAS gibi) sonradan modifiye edilerek uçaklara konmaktadır.

 

Ancak eski uçakların sahip olunma, kiralama maliyetleri ise doğal olarak yenilere göre çok daha düşüktür. Bir uçağın yeni ve eski olduğuna dair ayrım ise çoğunlukla bir reklam, tanıtım argümanı olmaktan öteye geçemez. Elbette yeni uçaklarda bir miktar daha konfor vardır ve yolcunun tercihi açısından da önem taşıyabilir. Fakat uçak yolculuğunu; fiyat, güvenlik, dakiklik ve konfor gibi parametrelere ayırdığınızda konfor bunların içerisinde tercih edilebilirlik açısından en kozmetik olanı, en sona kalanıdır.

 

Örneğin kargo şirketleri tüm dünyada olabildiğince eski üretim tarihli uçak kullanmayı tercih ederler. Çünkü kargonun kozmetik konfora ihtiyacı yoktur. O uçağı kullanan pilotlar da bilirler ki uçağın eski olmasının güvenli olmasıyla bir ilgisi yoktur. Pilot açısından olabilecek tek fark, bu uçuşlarda düğmeye bastığında arkadan kahvesini getirecek bir hostesin olmamasından ibarettir.

 

Türkiye’de rekabet, gelişmekte olan havacılık sektöründe kıyasıya sürüyor. Özellikle iç hat taşımacılığında ayakta kalabilmek ve orta-uzun vadede büyük oyuncu olabilmek için şirketler farklı özelliklerini ortaya koyuyor. Reklam değeri olması nedeniyle uçakların filo yaşları da yolcuya tercih sebebi olarak sunulurken daha önce üretilmiş uçakları kullanan şirketlere atıfta bulunularak onların güvensiz olduğu imajı işleniyor.

 

Oysa, asıl olan; uçağın eski değil bakımsız olmasıdır. Asıl olan; yolcuya sunulan ulaşımın ekonomik, dakik ve güvenli sağlanmasıdır. Yoksa; yiyeceğin bir sandviç, oturacağın koltuğun deri olması, dağıtılan gazete kozmetik ihtiyaçtır ve ülkenin genel profilindeki potansiyel büyük yolcu çoğunluğunun ihtiyaçları içerisinde öne çıkan bir gereklilik değildir.