Ehliyeti azrailden almak!

Ehliyeti azrailden almak!

Orhan Boran ben çocukken anlatırdı; “Güzel bir hanıma yüzme öğreteceksen, belinden tutup suya yüzüstü uzattıktan sonra ayaklarını nasıl çırpması gerektiğini söyleyeceksin. Haaa, yüzme öğreteceğin kaynanansa, iskeleden atacaksın aşağıya hemen öğrenir” esprisine gülmüşlüğümüz vardır. Fıkrada olur sanırdım, meğer bizim memlekette motosiklet ehliyetini de kaynana modeliyle alıyormuşuz.

Geçen ay bir arkadaşım yazılı sınavdan sonra pratik sınava girecek. Beraberce sınav alanına gittik. Sınav alanı dediğim yer Kağıthane Cendere yolu üzerinde Yurtiçi Kargo binasının yanı. 

Böyle anlatınca orada büyükçe bir alan, kapısında bir tabela, içeride özel çizilmiş sınav şeritleri, kukalar, kenarda darbe önleyici lastikler ya da trafiğe açık ama asfalt kalitesi yüksek, trafik yoğunluğu makul, düzgün bir yer filan bekliyorsan avucunu yalarsın.

Sınav alanı bildiğin, herhangi bir fabrikanın önü.

Bir tanesi muhtemelen ortaokul öğretmeni, emekliliğine az kalmış, ek gelir için trafik eğitimi alıp bu konuda yetkilenmiş pardösülü bir amca; diğeri ise mütevazi kıyafeti ile orta yaşlı bir memure abla. Bunların yanında bir de sürücü kursunun fırıldak abisi var. Kukalar; virajlı, kenarları çamur, asfalt bitimleri toprağa birkaç santimlik banketli, yirmi metrelik alana dizilmiş. Bu fırıldak abinin kankası kukaların öbür ucunda duruyor. Sınav yetkilisi amcayla abla ellerinde ilgili kişinin dosyasını açıp fırıldak abiye baş işaretiyle “Başla” diyorlar. Fırıldak abi, motorun üzerindeki acemiyi “Sakin oluyosun, debriyajı hemen bırakma, hadi göreyim seni” ara gazıyla salıyor caddeye. Bu sırada arkadan önden (25 yıllık sürücü deneyimim ve inançlarım adına yemin ederek söylüyorum) en yavaş geleni 60’la kaptırmış çimento ve harfiyat kamyonları virajı dönerek bir canavar gibi bizim elleri titreyen aceminin birkaç metre yanından toz duman geçiyor.

Acemi, bu arada kukalar arasında slalom yapmaya çalışıyor. Sağ tarafı çamurlu olduğu için, arkadan gelen kamyonu da görmediğinden şartlı refleksi sorun olduğunda sola, yani yola doğru gitmeye meyilli. Aynı anda ters istikametten bir kamyon daha gelse Azrail bu defa sırıtarak yakınından geçiyor.

Toplam dört kukanın arasından usulcacık geçen ileride fırıldak abinin partnerinin yardımıyla geri dönüp aynı kukaları bir daha geçti mi “Hadi hayırlı olsun”…

Arada panik yapıp kukaları deviren oldu mu fırıldak abi devreye girip trafik yetkilisi amcayla ablanın duyacağı şekilde “Bir daha rica edelim hocalarımızdan, heyecan oldu tabi” diye bağırıyor. Hocanın yine “Eh bari, tamam” baş işaretiyle ikinci şans verilen acemi, azıcık bisiklete bindiyse bu defa gidip geliyor ve “Hayırlı olsuuun”… Haaa bu arada sola fazla meyledip kamyonun altında kalmadıysa tabi.

Yazıyı okuyabilesiniz diye biraz komik hale getirmeye çalıştım ama bu işin şakası filan yok. Yani sanırım biri şöyle demiş:

“Ulan bu motosiklet sürücülerine öyle bir yerde sınav yapalım ki hakkaten ya ölsün ya kalsın. Kalanlar anca İstanbul trafiğine çıkabilir”

Mantık buysa, karar bu şekilde verildiyse bir diyeceğim yok. Ama bu işin yetkilisi, sorumlusu, vicdan sahibi bir imza sahibi yok mudur?

İstanbul Valisi Avni Mutlu’nun bununla uğraşacak hali yok.  Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’ın doğal olarak bu rezaletten haberi olmayabilir. Trafikten Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Şengün’ün de bununla ilgilenecek vakti olmayabilir, görmemiş olabilir vs.

Hah, şimdi ben bunu ikaz etmiş olayım. Buna rağmen orada bir önlem alınmaz, birileri kamyon altında kalırsa (ki iddia ediyorum bu kaçınılmazdır, gidip gözünüzle görün) en azından mefta ailesi nereye beddua edeceğini bilsin.