Gööö-rün-müüü-yor... Motosiklet görünmüyor.

Gööö-rün-müüü-yor... Motosiklet görünmüyor.

Bugün bizim iş yerinin önünde caddeyi geçeceğim. Bela bir yerdir aslında.

İki şeritlik bir ara cadde olmasına ve biraz ileride ışıklar bulunmasına rağmen herkesin gaza sonuna kadar bastığı bir kavşaktan bahsediyorum.

İş yerim İstanbul Florya'da. Lüks bir semttir kendileri. Çoğu villanın kapalı garajı filan var. Sabah saatleri biraz geçti mi ortalama 10 silindirlik araçlar işe gitmeye koyulur. Herhalde yine ortalama 3500 cc. civarında motorlara sahip araçlar olduğundan bu semtteki çoğu dört tekerlek, yüz metrede 300 yapmaya çalışırlar.

Konumuzun bununla bir alakası yok. Yazı denk geldiği için biraz geçireyim dedim.

Bugün eziliyordum.

Haaayıııır. Değil işte..

Bir otomobilin veya arazi aracının değil, kırmızı bir motosikletin altında hem de.

Ben...

Karşıdan karşıya geçerken...

Bir motosikletin altında...

Aaaaaa...

Kim o gülen....

Ayıp ama.... 

 

Neyse... Sağa, sola ve yine sağa ve hatta bi daha sağa sola baktım. Yeminle abartmıyorum, çok tehlikeli bir cadde çünkü. Toplam beş adımlık filan bir eni var aslında.

Tam adımımı attım, ikinci adım, üçüncü adım... Caddenin ortasındaydım .... kiii

Ben onu yanımdan geçtiği ana kadar yemin ediyorum hiç görmedim.. Hiç ama...

Sanki birden bire orada varoldu.

Kırmızı bir kurye motoru. Üzerinde kurye yoktu. Canım, biri vardı ama kurye değildi işte, uzatmayın.

Kasksız, gençten biri kullanıyordu.

O, benim onu gördüğümü ve kendimi ayarladığımı sanmış olmalı ki sallamadı hiç.

nnnnaaaaaaa şeklinde motorun sesini duydum ve uzaklaştı sadece.

Karnımın tam ortasından kocaman bir sıcak tuğla havalandı boğazımın oraya bir yere takıldığı için ağzımdan dışarıya çıkamadı.

Dizlerim beni taşımaktan vazgeçtiler. Elimi ceketin sağ iç cebine attım sigara almak için. Sonra hatırladım ki bırakalı yakında 1.5 yıl olacak.

Görmedim.... Yemin ediyorum hiç görmedim.

Haberiniz olsun.

Marlboro kaç lira oldu bu arada...