"Neden bindik, neden indik" teorisi.

"Neden bindik, neden indik" teorisi.

Zaman zaman her naneyi sorgulamaktan kendi hayatımı yaşayamadığım anlar olmuştur. Bir şeyin sebebini derinlemesine bilmeden yapıyor olmak beni rahatsız eder. Boş boş bakıp tuttuğu takım yendi diye mutlu olan biri olmak isterdim. O takımda santrafor olmadıktan sonra hiç kesmez beni.

 

Yıllardır formülü keşfedince küresel ısınmaya çare bulacakmış ciddiyetiyle sorgularım; "Motosiklete neden binilir?"

 

Yazlıkta eğlenmek için binenler, ekmek parası için bir zarfı yetiştirmeye çalışanlar, otomobil almaya parası yetmediği için ikiteker aşkına yönelenlerin ruh hali başka yazının konusu. Rahat totosuna batmış, balık almak varken balık tutmak için soğukta ıslanan amatör çaresizliğiyle onyüzmilyonuncu kez soruyorum; "Neden?"

 

Her cenazede ceset, her düğünde damat olmak isteyen adamın tatminsizliği vardır motosiklete binme duygusunda. Plazalara sıkışmış, hormonlu yiyeceklerle hergün kanser olan, hiyerarşi basamaklarında yolunu kaybetmiş, cüzden tombullaşsa da ruhunu doyuramamış, üstelik bunların tamamının farkında olan adam arızasıdır motosiklet. Genç yaşların sistem isyanı, orta yaşların ruhunu arama telaşı, geçginlerin halen varım koşturmacasıdır motosiklet.

 

Daha yazacaktım ama yazı gittikçe tatsız olmaya başladı. Tüm tanımlardan sonra neredeyse ben bile atacağım Laci'nin anahtarını camdan aşağı. "Ulan hayatımın zaaf vitrinisin be, defol!!!"

 

Dur biraz binemeyenlere de çamur atayım da kendimize gelelim.

Motosiklete binme gerekçelerindeki tez o kadar negatif kaldı ki binmeyenler antitezden alkışlanacak sonuç çıkacağını sanıyor. Boşuna…

Motosiklete binmenin insanda yarattığı duygular bütünü, hayatın özgürlüğe açılan penceresinden kuş olup uçma hissidir. Sonra geri gelir, fırsatını bulunca yine uçarsın. Standart hayatlar hapishanesinde mutlu olduğunu varsayan birinin özgürlüğün ne olduğuna kafa yormasına gerek yoktur. Sen tuttuğun takımın aldığı futbolcuya odaklan canım kardeşim, seni niye ilgilendiriyorsa anlamış değilim ya… Bir kavrama ait olmadan da mutlu olabilirsin. Mutlu ya da mutsuz olmak için seyrettiğin dandik dizilerin kahramanı yerine koyman gerekmez kendini.

"Ben yapamam bu saatten sonra mı?" diyorsun. E otur haplarını içmeye devam et o zaman.

Hiç olmadı git balık tut bari.

 

Hayatını "Başarmak" kavramına adamış, bankadaki milyonları bir rakam olarak görüp sabah 06'da ofiste olan nadir azınlık.

Hayatı, "Başarmaya değer bulmayan" kabullenilmiş çaresiz varoş zihniyeti. İş beğenmeyip adam gibi adamın günde yirmi tane yaptığı detaylardan birine takılıp herkese onu anlatıp, o gerçekleşince aya gideceğini sanan aptal çoğunluk.

Bahse konu insan popülasyonunun alt ve üst tavanları bunlardır. Bu aralık içerisinde olup da motosikletin hayatına neler katacağı insan kategorisini sorguluyoruz. Tanım dışındaysanız başka sayfaya geçiniz lütfen.

 

Senenin en kötü ayında arızaya sardım yine. Lanet olasıca Mart. Ölümlerin en çok olduğu, yaz geldi diye insanı kandırıp en soğuğu yapan, vizyonsuz sinema salonlarının, çiçeksiz bahçelerin, ağaç budama mevsiminin ayıdır. Bir binsem Laci'ye neler yazacağım da bir dahaki aya kısmet artık.