Sevginin bin çeşidi.

Sevginin bin çeşidi.
O orada, sen buradaysan onu sevmediğin anlamına gelmez?
Eskiden yaşadığın onca şeyden sonra arada biraz ayrı kalmak onu artık eskisi kadar sevmediğin anlamına da gelmez?

 

Araya giren hava muhalefeti yüzünden veya olabilecek binlerce çeşit orta karar kara kediler nedeniyle ondan uzak kaldıysan biraz, kalbin soğudu, yerine başka sıcaklıklar mı kondu sandın?
Ruhunun hobi odasında oturan motosikletin yerini kış aylarında bir kanarya, iki balık doldurur mu sanıyorlar? Fark ettiysen bu soruyu sana değil sana soranlara sordum. Hatta bazen kendi kafanın içerisinde senden ayrı konuşan mantığına da söyleyebilirsin bunu, unutma o sen değilsin.

 

Sevmek rakam olarak bir ile başlarsa 20 yıl sonra en sevdiğini kucağında sıkarak boğman gerekmez mi?

 

Bazen sevdiğinden ayrı düşersin.
Bazen sevdiğinden ayrı düşmen gerekir.
Bazen sevdiğin senden ayrı düşer.

 

En sevdiğim saka kuşumu camdan uçurduğumda bu ondan nefret ettiğim için değildi.
Sevdiğim sigarayı bıraktığımda ona olan hasretimin bitmeyeceğini zaten biliyordum.

 

Tatlıyı çok sevdiğin için ilk önce mi yersin, en sona mı bırakırsın? Niye?

 

Hatırlıyor musun o lise dostunu hani yıllardır görmediğin. Artık ondan nefret mi ediyorsun doğru söyle?
Bunların tamamı seven penceresidir.

 

Konumuz motosiklet olup 300 kiloluk işlenmiş demir, alüminyum, deri ve plastiğin duygularına tercüman olmaya çalışarak yazıyı romantizm ütopyasına sıçratacak değilim.
Haaa, konumuz canlı olsaydı, sevilenin sevene yönelik sevgisinin yukarıdaki tabloyla ne kadar uyuştuğunu da yazmak gerekirdi.

 

Özlem, rakam olarak bir ile başlarsa uzun süre göremediğinde kendini parçalamak mı gerekir?
Garajdaki, örtünün altındaki, arkadaşının dükkânında kutuların arkasına sıkıştırdığın insan yapımı olup sana birçok duygu yaratan makineden bahsediyorum. Ondan ayrı kaldığın şu günlerde kendine soracağın soru onu ne kadar özlediğin, özleminde artış olmasa da bir düşüş olup olmadığı, onunla yeniden birlikte olmayı hayal ettiğinde kalbinin o taraflarda bir yanma hissedip hissetmediğinle ilgilidir.

 

İki muhabbet kuşu sevdin diye ona ihanet etmiş sayılmazsın, unut bunu. Asıl o, onu bıraktığın yerde bir derdi tasası yok, üzerine kar yağmıyor, toz toprak olmuyor diye mutlu oluyorsan işte sevgi renklerinin turuncusuna bürünmüşsün dostum, tescille kendini.

 

Arada bir uzaktan da olsa görüyorsan ve aküsünün bitmediğinden, kimsenin onu çizmediğinden emin olduğunda içini bir huzur kaplıyorsa sevginin renkler skalasında maviye bezenmişsin demektir, mutlu ol.

 

Şunun şurasında çok kalmadı el gidona tutuşacağınız günlere. Özlem, sevginin kalibrasyon cihazıdır. Sen kalibre etmesen de onun çalışıyor olması gerekir.