Anadolu Sigorta Genel Müdürlüğü’ne!

Anadolu Sigorta Genel Müdürlüğü’ne!

(Aşağıda yazılanlar hikaye ürünü olmayıp; isimler, şirketler ve olaylar, yazar tarafından yaşanmış gerçeklere dayanmaktadır)

 

Sayın İlhami Koç. Anadolu Sigorta Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi/İstanbul

Değerli Genel Müdürüm.

Bildiğiniz; veya yoğunluğunuz nedeniyle bilmediğiniz üzere her zaman, sevdalısı olduğum İş Bankası teşebbüsü Anadolu Sigorta ile çalışmaktayım. Sahibi olduğum şirketim adına kayıtlı motosikletim çalındığında şirketiniz portföyünde sigortalıydı.

 

Tarafımca tüm evrakların tamamlanmasını müteakip yasal süre içerisinde bulunamayan motosikletimin kasko bedeli tarafıma ödenmiştir. Hakkım olmasına rağmen bunun için gerçekten müteşekkirim, sağolunuz. Hatta, “Yaşasın sigorta mekanizması.” Nokta.

 

Ancak ben paramı alıp mutlu mesut hayatıma devam ederken neredeyse tam olarak bir yıl sonra şirketiniz çalışanı olarak kendisini tanıtan bir hanımefendi tarafından arandım. Bana motorumun bulunduğunu ve almak isteyip istemeyeceğimi sordu. Hayatımdan ve kalbimden çıkarttığım eski motorumla artık bir araya gelmek istemediğimi söyledim, biraz da duygulandım tabi. O zaman kendilerine bir satış vekaleti vermem, yoksa paramı alamayacağım ikaz edildi. Oysa ben parayı çoktan alıp yemiştim bile. Teklif çok cazipti ama tekrar para istemediğimi söyledim. Kapattık.

 

Birkaç gün sonra tekrar arandım. Hanımefendi vekalet vermem gerektiği konusunda ısrarcıydı. Vekalet verdiğimi ve bunu yapmadan zaten bana para ödemeyeceklerini net bir dille izah ettim. Vekalet almadan ödeme yapmayacağını tekrarladı. Ben de bu ablama ısrarla parayı aldığımı ve bir kez daha para istemediğimi söyledim ama işkillenmedim de değil. Yeminle, banka hesaplarımı kontrol edip “Ulen bu kadar parayı almadığımı unutmuş olamam” endişesiyle bakiyemdeki ödemenizi kontrol edene kadar da hafif bir endişe duymadım desem yalan olur.

 

Durumu arkadaşımın sahibi olduğu acenteme ileterek “Murat; ekmek yediğin yer. Git bak Anadolu Sigorta’ya birileri melatonin gazı basmış olmalı. Bana defaten para ödemeye çalışıyorlar” ikazında bulundum. İlgilendi sağolsun ama genel müdürlüğünüzde melatonin yerine sinir gazı kaçağı varmışçasına bir kez daha vekalet çıkartmam gerektiğinin istendiğini söyledi.

 

Gazınızı benim alamayacağım düşüncesi ve malumunuz bir vekaletin 200 TL civarında masraf ve birkaç saatlik mesai gerektirmesi gerçeğinden hareketle “Hade len” duyguları içeren şekilde konuyu umursamazlık ruh haliyle kafamdan sildim. Bu arada acentem de; ismi bende, görevi sizde bir yetkiliyle benim halen tam olarak ne olduğunu anlamadığım sorunu çözdüklerini söyledi. Sizin için biraz kaygılanmama rağmen mutlu mesut hayatımıza geri döndük.

 

Motorum çalındıktan 1.5 yıl, bu konuşma yapıldıktan beş ay sonra şirketime kayıtlı bir taşınmazıma haciz koyduğunuzu öğrendim. Doğal olarak size çok kızdım. Genellikle ufak tefek birilerine çattığımda alttan alırken boyu benden çok uzun birilerinin beni tokatlaması durumunda olay yerini terk edemiyorum. Bu densizliğimi Karagümrüklü olmama verin lütfen.

 

Şimdi;

  1. Size verdiğim vekaleti naptınız? Yanlış vekalet mi aldınız benden?
  2. Vekaleti almanız, parasını ödemenize rağmen “Oyun bozuldu. Ver misketleri geri” demek Anadolu Sigorta’nın genel çalışma prensipleri arasında mıdır?
  3. Kendi hatasından kaynaklanan sorunları Anadolu Sigorta böyle mi çözmektedir?
  4. Bu süreçte beni ikaz etmek için gönderdiğiniz mektubu şirketimin adresi yerine muhtara tebliğ etmenizi küçük hukuk oyunları olarak gördüğümü ve ayıpladığımı söylemeliyim.
  5. Hadi bir halt oldu ve vekaleti kaybettiniz. Beni telefonda zıplatan dominant kadın yerine kibar birine aratıp “Bir hata yaptık. Bunun için özür diliyoruz. Siz bizim eski müşterimizsiniz. Bi lokum versem, noter masrafınızı karşılasam bir saatinizi bize ayırır mısınız” demek ne kadar zor olabilir?
  6. Durmadan “Vekalet ver, paranı al” denkleminde parayı alan biri olarak sizi umursamamam normal değil mi? Aklı başında birinin arayıp; “Arkadaş bu vekaleti vermezsen biz bu motoru satamıyoruz. Hatta öyle bir durum olursa döner sana çökeriz” denmesi konunun anlaşılması bakımından daha uygun cümle değil midir?
  7. Siz ve değerli çalışanlarınız önünüzdeki dosyada yazan plaka, dekont vesair evrağın sadece rakam ve harflerden oluşan kırtasiye yumağı olmayıp, ucunda bir insan olduğunu anlamanız için kapınızın önünde ağlamam mı gerekiyor?

 

YSN: (Yazanın son notu)

2005 yılında İş Bankası hukuksuz yere yine bir hesabıma blokaj koymuş ve sonra ben köşe yazdığım gazetede hüngürdemeye başlayınca özür dileyerek paramı geri ödemişti. O tarihte bankada genel müdür yardımcısıymışsınız. İlhami abi; kurban olayım tahsilatlarını böyle yapma, hatalarını böyle kapatma. Bu yönteme devam edeceksen kariyer planını paylaş, yolumu değiştireyim. Lütfen. İnan bana sandığın kadar huysuz biri değilim.

 

Saygılarımla.