Vurdumduymaz.

Vurdumduymaz.

Dünyadaki insanların neredeyse hiç biri birbirine benzemiyor. Ne fizik olarak ne huy olarak. Trilyon bileşke var. Haliyle herkesin zevki, keyfi, beklentisi farklı. Kimi Machu Picchu’da arınmak, kimi Las Vegas’ta eğlenmek, kimisi Afrika’nın ücra köşelerinde çocuklara yardım etmeye adıyor kendini. Kimi bulgur pilavı, kimi pide seviyor. 

 

Dolayısıyla motosiklete ulaşım aracı olarak bakanından tut, seleye oturduğunda Don Kişot ruhuna bürünenine kadar envaı çeşitte ruh hali mevcut. Beklentiler, alınan keyifler kişisel olduğundan eleştirilebilir değiller. “Ben olsam” yaklaşımında o kişi sen olmadığına göre yorumlar da önemsizleşiyor. Ancak iki derin ayrım var motosiklet binicileri içerisinde ve üzerine çıktığın gün başlıyor.

 

Şahsen ben kendi hatamdan kaynaklanan bir durum nedeniyle arıza sıkıntı yaşamaktan nefret ederim. Benim aküm bitmez mesela. Onun yaratacağı sıkıntı ile edeceğim tasarruf karşılaştırıldığında hiç efektif bir durum değildir. 50 lira edecek bir süre daha kullanmak için zorlarken tek bir kez bile yolda kalmanın bedeli benim için ölçülebilir değildir.

 

Mesela; bırak eldiveni kaskı belliksiz binmem ben. Böbreğimi sokakta bulmadım. İki tane olsa da tek birinin küçük bir ağrısına bile değişmem o korseyi. Durum böyle olunca çizildiğinde de ilk fırsatta boyatırım. Cam çatlarsa değiştiririm. Kaskın ömrü bitmişse yenisini almaktan çekinmem.

 

“Abi tamam da bunlar hep para” diyenleri duyar gibiyim. Parayı savurmaktan bahsetmiyorum. Bilakis tasarruf etmek içerikli söylediklerim. Hastanedeki yoğun bakımın geceliği kaç para bileniniz var mı sizin? Veya asfaltta eldivensiz sürüklendiğinde yaşayacağın acı ve birkaç ay sürecek konforsuz durumu düşünsene fiktif olarak kaç para eder sence. Böyle ölçerim beklentilerimi.

 

Bir başka kitle ise mesela motor bozulmadan tamir ettirmez. Sinyalin biri yanmıyordur ama, ohoooo onu görmez bile o. Kaskın camındaki lekelerden rahatsız olmaz, algılamaz hatta. Motoru yıkatmamayı marifet sayar. Egzozun tuhaf sesler çıkartmaya başlaması önemsizdir. 

 

Bu kafa yapısına sahip biniciler süre içerisinde kötüye, negatife doğru evrilir. Yavaş yavaş şehir içinde spor ayakkabıyla sürmeye başlar. Eldiven bir süre sonra çantada duran bir aksesuar haline gelir. Lastik kilometrelerini, basınçlarını kontrol ve takip etmediği için o lastiğin değişmesi ancak olmadık bir yerde kaydığında aklına gelir. Kaskın dangır dungur düşmesi çok üzülünecek bir durum değildir. Hatta bu cool duruşun ayrı bir karizma kattığını sanırlar. Hayatı yemiş yutmuş bütün çıkarmış insan edası gibi gelir. Tembellik ve kayıtsızlık, maddeden uzaklaşan ruha sahip olunduğu izlenimiyle perdelenir.

 

Sonra bir gün ihtiyaç olur. 

Kaskın camını silmediğin için olayı 20 milisaniye geç fark edersin. Spor ayakkabın nedeniyle fren ayağının altından hafif kaçar, Fren hidroliklerini zamanında değiştirmediğin için yüzde 80 verime düşen frenlerin nedeniyle birkaç metre daha kaybedersin. Lastik havalarını kontrol etmediğin ve zaten lastiklerin ömrünü tamamladığı için birkaç metre de oradan kaybedersin. Kötü sonuca ulaştığında 57 kere yere düşen kaskın gofret gibi dağılır. Eldiven zaten yoktur. Bellik hiç takmıyorsundur. Pantolon korumasız, montun önü açıktır.

 

Bu felaket detayları sizin de bildiğiniz gibi yüzlerce sıralanabilir.

Peki böyle bir olayla karşılaşıldığında her türlü önlemle mi karşılamak istersin olayları yoksa Amazonlarda gezinen turist çaresizliğiyle mi?

 

Motosiklet insanı iyiye evrimleyebilir. Paranoyak olmak zorunda değilsin, sadece sistematik ve tedbirli olman gerekir. Motosiklette hiç bir şey ihmal edilmeye gelmez. Bir matematik işidir motosiklet. Hiç bir zaman alacaklı kalmaz.

 

Başımıza her şey gelebilir. Ama bu hiç bir zaman bizim bir ihmalimiz yüzünden olmamalı. Emin ol bana hiç rasyonel değil ve değmez.