Hayvanperestlik.

Hayvanperestlik.

 

Atatürk Havalimanı B Kapısı’na çıkan yan yoldaki yokuşun başlangıcında ben bildim bileli Orman Fidanlığı Şefliği’nin fidanlığı vardır. Buradaki daracık alt yolun yanındaki boş alan ise motokuryelerin dinlenme ve buluşma bölgesidir. Günün her saatinde burada mutlaka birkaç motokuryeyi görmek mümkündür.

 

Burasının değişmez görüntülerinden birisi de bu motokuryeleri yine günün her saatinde bekleyen oradaki 15 civarındaki köpektir. Motosikletlerin azılı düşmanı köpekler burada bir motosiklet gördüklerinde bırak saldırmayı kuyruk yelpaze şeklinde sevgiyle yaklaşırlar. Çünkü üç otuz paraya zor şartlarda çalışan kuryeler kendi aralarında bu köpeklerin beslenmesini üstlenmiş durumda.

 

Kimi boş bir saatinde oraya bir kulübe yapar, kimi öğle yemeğinden kalan birkaç lokmayı onlarla paylaşmaya gelir. Onlar kendi aralarında sohbet ederken etraflarındaki kuçular da ilgiyle onları izler.

 

Ancak geçtiğimiz günlerde ülkemizin değerli yazarlarından Ege Cansen’in sokak hayvanlarıyla ilgili yazdıklarına değinmeden geçmek mümkün değil. Hocanın 27 Ocak tarihli “Hayvanperestlik” isimli yazısından sonra ne yazdığı gazeteye ne de kendisine söylenmedik söz bırakılmadı. Ege Cansen’in, sonrasında anlaşılmadığını anlayarak olayı kapatmak için özür dilediği yazısında mealen; köpeği kutsallaştıran bir din doğduğundan ve aradan geçen yıllara bakıldığında entelektüel kesimin sokak hayvanlarıyla ilgili çözüm yerine kendi iyicil duygularını rehabilite etmek adına berbat bir durumun sürmesine sebep olmalarından yakınıyordu. Aynı durum kediler için de geçerliydi elbette.

 

Hocanın görüşlerine bir hayvansever ve sokaktan edindiği iki köpeği bulunan birisi olarak katılmamak mümkün değil. Sokak hayvanlarının nitelikli yaşamlarını organize etmek yerine sefil biçimde sokaklarda sürünmelerine sebep olan ilk başta bahsettiğim iyicil duygular dahil hepsi yanlış yaklaşımların, kurguların ürünü.

 

Sokak hayvanlarının sokaklardaki berbat yaşamlarını idame ettirmeye çalışmak bence de hayvanseverlik olarak adlandırılamaz. Günümüz toplumunda anlaşılamayacağını bilmekle beraber bu konunun çözüme kavuşturulmasını istemenin gerçek hayvanseverlik olacağını düşünüyorum.

 

Bu hayvanlara verilen yemeklerin karga popülasyonunu artırması sonrasında akıllı ve vandal bir hayvan olan kargaların sayısı nedeniyle kumruların tükenmek üzere olduğunu ve güvercin sayılarının da yumurta ve yavru hırsızı bu hayvanlar nedeniyle çok azaldığını gözden kaçırmamak gerek

 

Sokak hayvanlarını beslemeye çalıştıkça popülasyona olan yanlış müdahalemiz vahşi hayvanlar alemine zarar veriyor.

 

Günümüz hayatının kötü hissettiren akışı nedeniyle hepimizin iyilik duygularımızı canlı tutmaya olan ihtiyacımız su götürmez. İnsanla hayvanı değil iki örneği kıyaslamak için söylemek isterim ki sokaklarda dilenen küçük çocuklara harçlık verdikçe bunların sayısının artacağı ve aslında o çocuklara yardım etmenin yolunun bu olmadığını bilmemiz gerekir. Sonuç olarak iki eylem de aynı kişisel iyi duyguya hizmet ediyor.

 

Değerli yazar büyüğümüz Ege Cansen gibi yazıyı bir son sözle bitirelim; “Eylemlerin iyicilliği sürece değil, sonuca göre değerlendirilir”