Politikacı olmak.

Politikacı olmak.

Seçim dönemi yaklaştıkça aklımı kurcalıyor. Normal sağlıklı, işinde gücünde bir insan nasıl ve neden politikacı olur? Milletvekili olmayı istemek nasıl bir arzudur?

 

Bence politikacı olmayı istemek bir sabah uyandığınızda aklınıza gelen bir şey değildir. İnsanın içinde olması veya doğuştan taşınan bir istek ya da olgu olduğunu da sanmıyorum.

 

Bir insanın kendini geliştirerek politikacı olması ise ne mümkün? Okulda öğrenilen bir şey midir sizce politika; bence değil. Politikacı olmak, belediye başkanı olmak, milletvekili olmak, bir partiye kayıt olmak öğretiler veya genetik kodlarla değil başka insani güdülerle gerçekleşir. Öncelikle baskın bir egonuz olmalı. Hırslı ve hedefleriyle yaşayan bir yapıya sahip olmalısınız. Hırsı olmayan kimsenin bir partiye üye olması düşünülemez. Hırs; son derece tehlikeli bir duygu aslında. İnsanın yaşamak, hayata sarılmak için bir miktar hırsa ihtiyacı olsa da keskinleştiğinde bu enerjiyi politika kuyusuna boşaltmak tarzını seçenlerin sayısı oldukça kalabalık. Bu arada hırs duygularıyla çelişen ve bir hiyerarşiye girmek gibi çelişkisi var aslında politikanın. Yani hem hırslı ve egonuz yüksek olacak hem de bir hiyerarşinin alt basamaklarına razı geleceksiniz. Öyle değil midir bir partiye kayıt olmak? İşte tüm arıza burada çıkıyor.

 

Dominant birinin hiyerarşiye girerek “En iyisini bizim başkan bilir” modeline adapte olması bünyeyi biraz gerse de ruhu gevşetiyor bence. Hırs kazanma dürtüsüdür. Kazanmak ise direkt olarak güçle ilgilidir.

 

Üç türlü güç vardır asıl olan. Maddi güç, fiziki yani atletik güç, bulunduğunuz kariyerin size sağladığı güç. Genellikle fiziki atletik güce sahip olanlar bunu bir meşgale haline getirmişse ibreleri kendilerine ilgi gösterenlere yöneliktir; muhtemelen karşı cinse yani. O yüzden politika onları çok ilgilendirmez. Bu yüzden politikacılar çoğunlukla fiziksel olarak genel beğeni seviyesinin altındadır. Para, yani maddi güç ise sonu olmayan bir kavramdır. Dolayısıyla maddi imkanları oldukça yerinde olan hırs sahibi patronlar politikaya yönelmezler. Bu yüzden zenginleri milletvekili olarak göremezsiniz.

 

Kariyer ise tatmin edildikten sonra son noktası bulunabilen bir güç modelidir. O yüzden politikaya heves saranlar çoğunlukla kariyer sahibi kişilerdir. Üst düzey yöneticiler, üst düzey bürokratlar, sonsuz zengin olamayacağını görmüş genelleme üzerinde cirolara sahip işletme sahipleri. Tamam, fazla dağıttım topluyorum. Dolayısıyla özetlemek gerekirse politikaya heves sarmak genellikle sonsuz para kazanma hırsını tatmin edememiş kişilerin giriştiği bir eylemdir. Bu insanlar hırslı oldukları için kazanmaya odaklanmıştır. İşte politikacı olduğunda rakam odaklı düşünen ve öyle çalışan grubu bunlar temsil eder.

 

Paradır her şey. İbrenin ülke menfaatine mi yoksa kişisel getirilere mi yöneleceğini ise Allah ve konjenktürel dilim belirler. Kariyer sahibi politikacı adayları ise doyuramadıkları egolarına yeni tatmin sahaları ararlar. Bir nebze kabul edilebilir politikacı tiplemesidir. Ancak çoğunlukla devlet orijinli olduklarından veya işletmelerini uçuracak kadar başarılı olamadıklarından hep bir tutuk halleri vardır. Meclislerin genel hımbıl yapısını bunlar oluşturur. Tüm bu kategoriler dışında sadece para kazanmak, yönetmek, yok etmek, istediği gibi yeniden yapmak, hakkının yendiğini sandığı için intikam almak gibi dürtülerle can atan ciddi bir kitle daha vardır. Bunlar ülkelerin toplumsal erozyonlarını tetikleyen, hortumcu kitleleri oluşturan, bunlara göz yuman virütük kitleyi temsil eder. Söyledikleri hoşunuza gitse de gerçek değildir.

 

Bir bakın bakalım gazetelere, televizyonlara, etrafa. Mevcut politikacılarımız sizce hangi kategoriye giriyor. Oy verirken beyninizin görsel algıları oluşturan lobunu değil, mantık ve analiz korteksini kullanmanız gerekir.