23 Nisan okul manzaraları.

23 Nisan okul manzaraları.

Aradan çok zaman geçmiş. Benim çocukluğumda ya izci olunurdu ya da mehter takımına girilirdi. Şimdilerde kültür, evrensel modaya uymuş. İyi mi olmuş kötü mü bilmiyorum ama benim bunu kabullenmem dinozor olduğum için biraz zor tabi.

Dün ilkokul üçüncü sınıfa giden oğlumun 23 Nisan törenindeki gösterisini izlemeye gittim. Halkalı Güneş İlköğretim okulu mütevazı ve güzel bir devlet okulu.

 

Geçen yıl olduğu gibi bahçesinde her sınıfın katıldığı bir organizasyon yapıldı. Çocuklarımız zincirli pantolon, başı kapalı eşofman, nispeten kısa pantolon ve güneş gözlükleriyle İngilizce bir parça eşliğinde yerlerde yuvarlandılar. Hip hop tarzı deniyormuş buna. Ben bir fosil olduğum için haliyle anlamadım ama arada bir müzik kanallarından geçiş yaparken iki tuş basımı zaman diliminde böyle giyinmiş zencilere denk geldiğim oluyor.

Beni asıl şaşırtan okulumuzun müdürü oldu. Önünde Türk bayrağı asılı kürsünün arkasına geçip konuşmak varken sol eli cebinde, önü açık ve sağ elindeki mikrofonu ağzına götürdüğü için havada kalmış aynı kolunun dirseğiyle bayraklı kürsüye dayanıp yana kaykılarak bize Atatürk’ü anlattı. Daha doğrusu Sabah Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil’in bir gün önceki yazısını okudu. Şaşkınlıktan ağzım uzun süre açık kalmış olmalı, ancak konuşma bittikten sonra fark edebildim. Bu arada velilerden birinin “Elini cebinden çıkart elini” diye bağırdığını hatırlıyorum.

Okulun gösteriyi düzenleyen öğretmenleri, velileri ve öğrencileri düzene sokabilmek için ömürlerinden ömür kaybettiler. Belli ki tören organize etmek kaykılarak yapılabilen bir iş değil. Bu kadar yönlendirmeyle de tören anca bu kadar olabildi. Öğrencilerle velileri koordine etmek için mantıklı bir çaba sarf edilmediği için öğretmenlerle veliler tartıştı, çocuklar arbede içerisinde itilip kakıldı.

Öğrencilerden bazılarına Hintli kıyafeti giydirilip önüne de Hintli yazmışlar. Herhalde dünya öğrencilerini temsil etmek adınaydı. Arkadaşımın aynı kıyafetteki minik oğlu, “Baba ben aslında Türk olmak istiyordum” diye sitem ediyordu. Tören biter bitmez de önündeki Hintli yazısını çıkartıp attı çocuk. Fotoğrafları çekilirken de küçük bir eziklik hissetmedim desem yalan olur.

Benim oğlum da “Van, tu, tirii… Ağrı dağın eteğindeee” diye bir pop alaturka parça eşliğinde mendil sallayıp dans etti. Okul tarafından seçilmiş bir örnek gömleğinin üzerinde de CFO-ROS yazıyor. Oğlumun bu fotoğrafından bir tane yaptırıp benim çocukluk izci fotoğrafımın yanına koyacağım ama artık ne kadar yakışırsa.

Üç yıl önce bütçeyi biraz sıkıştırıp çocuğu özel okula göndermek yerine, “Marka giyinmek yerine hayatı öğrensin. Hayatın içinden insanlarla kaynaşsın, bakkaldan ekmek almayı bilsin” diye bu devlet okuluna verdiğim gün geldi aklıma.Meğer ben sadece tasarruf etmişim. Ya da hayat bu da benim haberim yok.Diğer okullarda tören nasıldı bilmiyorum. Belki de beklentilerim fazla geldiği için bu kadar rahatsız oldum. Müdür beyin rahat hali belki eğitmen, öğrenci, veli üçlemesi içerisinde yeni bir sınırsız iletişim modelidir, ne bileyim ben. Baştan söylemiştim bunları anlayamayacak eski kafalı bir fosil olduğumu.

Poşulu, şalvarlı renk renk kıyafetli çocuklar da dans etti. Orasını hatırlamıyorum. Güneş ilkokulunun avlusunda güneş biraz başıma geçmiş olmalı ki tören sonunu beklemeden kendi kendime “Özenilmiş bir kültürün kötü kopyaları olmak yerine kendi anonimini yakalamak niye bu kadar zor” diye söylene söylene eve döndüm.

Karar verdim veledi ilk fırsatta özel okula göndereceğim. Varsın tasarruf etmeyeyim. Hiç değilse çocuk gömleğinin üzerinde yazan İngilizce kelimelerin anlamını öğrenir belki. Ne bileyim.