Demiryolu gerçeği.

Demiryolu gerçeği.

Geçtiğimiz hafta yazdığım “Demiryoluna Karşıyım” yazısı tam da tahmin ettiğim gibi ciddi reaksiyon gördü. Beni, Avrupalı ülkelerin demiryollarını bilmemekle suçlayanlar bile oldu. Detayı bilmeyince haklı olarak öyle gözüktüğünü ben de kabul ediyorum ama işin gerçeği tahmin edildiği gibi değil. Demiryolunun alt yapı yatırımı bakımından revizyon yerine inşa etmeye kalktığınızda en pahalı yatırım olduğunu ve günümüzde en önemli ulaşım faktörünün zaman ve güvenlik olması nedeniyle de bunun yerine havayoluna yapılan yatırımın hızlandırılması ve yoğunlaştırılması gerekliliğini söylemiştim.

 

Bizim yazının yayınlandığı gün Ulaştırma Bakanımız Sayın Binali Yıldırım bir açıklamasında aynen şöyle diyordu:

 

“Demiryolları 1950’den bu yana hep kan kaybetti. En az 15 yıl asgari 20 milyar Euro yatırım yaparak demir yollarındaki 50 yıllık kaybın bir kısmını telafi edebiliriz. Son 4 yılda 6 milyar YTL kaynak ayırmışız, ortada bir şey görüyor musunuz? Göremiyorsunuz. Çünkü, yerin altında çalışıyoruz"

 

Konunun devamını yazabilmek için demiryolu maliyetleriyle ilgili resmi bir açıklamayı ararken aynı gün gazetelerde bu beyanı görünce çok memnun oldum. İşte size birinci ağızdan demiryolunun ne kadar ekonomik olduğunun (!) ispatı.

 

Banliyö anlamında ve büyük metropollerdeki hafif tramvay ve metroya karşı değilim elbette. Ama burada bahsedilen de zaten o değil. Yoksa Marmaray, elbette İstanbul trafiğini rahatlatacak olması nedeniyle başarılı bir proje. Devam edelim. Sayın Yıldırım yine aynı açıklamasında diyor ki;

 

“Ankara-Eskişehir hızlı tren projesi nisan ayında deneme seferlerine başlayacak, 2 kent arasındaki mesafe bir saate inecek. Ankara-Konya hızlı tren projesi devam ediyor. Eskişehir-İstanbul ile ilgili ihale tamamlandı ve çalışmalar yakında başlayacak. Bu 3 proje yatırımı 6-7 milyar doları geçti”

 

Yani bu yatırımdan sonra Ankara-Eskişehir arası bir saate inecek. Yapılan yatırım ise minimum iki milyar dolar. Ankara-Konya bağlantısı için de muhtemelen (açıklamadan anladığım) bir o kadar harcanacak. En sonunda İstanbul’dan Eskişehir’e bir miktar hızlı giden ama asla Avrupa’daki sürate coğrafya nedeniyle ulaşamayacak bir hızlı trenimiz olacak. İstanbul’dan Eskişehir’e daha hızlı bir trenle daha çabuk gitmek için 5-6 milyar dolar harcanacak.

 

Madem ki amaç yolcuyu Eskişehir’e daha hızlı ulaştırmak. Peki; şu anda İstanbul’dan Eskişehir’e en hızlı ulaşım aracı olan uçakla kaç havayolu şirketinin seferi var. Cevap veriyorum; THY dahil 0 (yazıyla sıfır).

 

Bunun sebebi ise Eskişehir’de havalimanı olmaması değil. Oraya sefer yapacak tek bir uçağı bile dolduracak yolcu olmadığı için sefer yapılmıyor. Bugün İstanbul’dan Bursa’ya ve Çanakkale’ye bile uçak seferi varken Eskişehir’e yok. Yani ulaşım açısından ticari değil.

 

Peki niye Cumhuriyetin ilk yıllarında İstanbul’dan Eskişehir’e varan bir tren hattı yapılmış dersiniz?

Bu hattın amacı aslen kargo ve askeri nakliye içindir. Türkiye’nin içlerine o günün şartlarında bir demiryolu elbette en mantıklı hamlelerden birisiydi. Hatta sonrasında bu hattın Türkiye dışına taşması da Avrupa’nın nakliyesi için eski İpek Yolu’nun bir nevi uzantısı olacaktı.

 

Aynı açıklamada Sayın Bakan sözlerini şu cümle ve tezle bitiriyor; “Ulaşımda havayolu en pahalı yol”

 

Havalimanı ve demiryollarını yaptıktan sonra ikisinin sadece operasyonu olarak bakarsanız tamam ama maalesef bu tez yalın haliyle açıklandığı gibi doğru değil. Eğer fazla paramız varsa bir zahmet şu ILS’i olmayan meydanlara 200-300 bin dolar harcayarak takalım da azıcık sis, kar olunca Diyarbakır yerine Gaziantep’e inen uçak sayısı biraz azalsın.

Öngörümü damıtarak yineliyorum; “Demiryolu yatırımına karşıyım”