Öpüşme kavgası.

Öpüşme kavgası.

Toplumsal düzeni korumak adına tüm din ve mezheplerde seksin aile birliği içerisinde yapılmasına izin verilmiştir. Zaten evlilik de bir anlamda “Toplumsal üreme izni”dir. Her ne kadar karşı cinsten iki kişinin arasındaki evlilik sözleşmesi sadece onları bağlıyor gibi gözükse de asıl olan o iki kişinin çoğalabilmek adına mevcut değerlere uyduklarının bir resmi belgesidir “Evlilik cüzdanı”.

Evlilik sorgusu yapacak ya da başka şeyleri tartışmaya açacak değilim.

Gazetelerde; kapı önünde kız arkadaşıyla öpüşen 15 yaşındaki bir gencin kendisine müdahale eden dört kişiye bıçak çekerek birini öldürmesi, birini ağır diğer ikisini ise hafif yaralamasıyla ilgili habere takıldı aklım. Bu tepki, benim çocukluğumda daha da keskindi. El ele tutuşmak bile yadırganan bir eylemdi.

Toplumumuzun örf, adet ve teamüllerini de sorgulayacak değilim. Tek söyleyeceğim cinsel anlamda birbirine yaklaşan kişilere verilen reaksiyonun hiçbir anlamda işe yaramadığıdır. Yani; sokakta öpüşmeyi, el ele tutuşmak için belli bir yaş gerekliliğini veya buna benzer kısıtlamaları getirmek günümüzde kendimizi kandırıp sıkıntıya sokmaktan başka bir işe yaramaz. Hemen bu cümlemle birlikte insanların sokakta sevişebileceğini savunduğum sonucunu çıkartanları da keskin (!) antitez zekaları adına kutluyorum.

Günümüzdeki televizyon dizileri insanların derin ilişkisel hayali yaşamları üzerine kurulu. Çekim tekniği üzerine düşünülmemiş ama kurgunun entrikalarda tavan yaptığı duygusal aksiyonlar bugün bir numara. İnsanlar, ulaşma ihtimali olmadığına kendi iç dünyalarında kanaat getirdikleri zengin insan tiplemelerini izliyor ekranda. Duygusal çalkantılarımızı ise zor durumdaki insan modelleriyle avutuyoruz. Öfkemiz ise yine aynı dizilerdeki kötü insan uyarlamalarına yöneliyor.

Ancak; kapının önünde iki genç öpüştüğünde ise reaksiyon görüyor. Bekara halen ev verilmiyor. Bekarın evine gelen karşı cinsten birisi olduğunda erkekse adı alemciye, kadın ise orospuya çıkıyor. Mahalleli tarafından mimleniyor ve bakkaldan alışveriş yaparken bile kendini kötü hissetmesine sebep olacak negatif enerji kendisine aktarılıyor.

Bu arada hiç kimse bu dizileri seyretmekten geri kalmıyor.

Seks, bakirelik, tek eşlilik gibi kavramlar elbette toplumu direkt ilgilendiren ve buna karşı genel bir toplumsal duruş sergilenmesini gerektiren kavramlar. Ancak; evindeki ekranda ağzının suları akarak çoluk çocuk “Kim kime geceliğine kaç para vermiş?”, “Hangi zengin hangi gariban kızı istismar ederek elde etmiş?” sorularına cevap arayan dizileri seyrederek toplumsal ahlak yaratılmaz.

Bunun, sokakta öpüşen çiftle ne ilişkisi olduğunu kavrayamamış aynı keskin zekaya sahip diğer kitle için söylemek isterim ki ahlaksal duruş bakirelik testiyle ilgili değildir. Koyu makyaj, dar pantolon üzerine takılan başörtü, dinin gereği ile evrensel değişimin homojen sonucu da değildir.

Toplum adına ahlak mutabakatı sokakta öpüşen çifti döverek değil, evdeki aileyi eğitmekle sağlanır. Aile kavramı camın önünde öpüşenleri gördüğünde darmadağın olacaksa zaten gerekli duruşun gerçekleştirilemediği sonucu çıkar. Her bireyin, hatta her kıyafetin de bir ahlaksal misyonu vardır.

Güvercinler çiftleşirken diğerleri saldırarak bunu sona erdirmeye çalışır. Birçok hayvandaki bu reaksiyonla benzerlik gösteren insani tutumların hiçbiri hiçbir işe yaramaz.

Önemli olan insanda gerekli ahlaki değerleri yaratabilmektir.

Bu değerleri yaratmak adına hayal kurarken akşam evde “Kim kimle birlikteyken başkasına yönelmiş” senaryosu izliyorsanız bana size ne kapıda kimin kimle öpüştüğünden.